Anasayfa
Hakkımızda
Yayın Kurulu
Arşiv
Künye
İletişim
Ayın Konusu
Kongre Takvimi
Kitap Köşesi
Sağlık & Tıp Dernekleri
 
 
 
 
 
GÜNCEL/ENDOVASKÜLER CERRAHİ

AORT ANEVRİZMASI

En sinsi gelişen hastalık:
AORT ANEVRİZMASI
65 Yaş üstü herkes yılda bir kez ultrason yaptırmalı

Endovasküler cerrahi, halk arasında bilinen adıyla kapalı yöntemle damar hastalıklarının tedavisi anlamına geliyor. Kapalı yöntemler, teknolojinin de gelişmesi ile özellikle son 15 yılda daha çok kullanılmaya başlandı. Belirti vermeyen, çoğunlukla genel sağlık taramalarında saptanan ve zamanında tedavi edimediğinde ani ölüme neden olan büyük damar hastalığı Aort Anevrizmasında ise damar yırtılmadığı taktirde kasıktan girilerek uygulanan Endovasküler cerrahi yöntemi ile tamir edilebiliyor.

Prof.Dr. Füruzan Numan ve Prof.Dr. Selim İsbir; Aort Anevrizmasının belirti vermeyen, çoğunlukla genel sağlık taramalarında saptanan ve zamanında tedavi edimediğinde ani ölüme neden olan büyük damar hastalığı olduğunu, bu nedenle 65 yaş üstü herkesin yılda bir kez ultrason yaptırmasını öneriyor. Aort Anevrizması saptanan veya takipte olan hastaların aort damarı yırtılmadan başvurdukları taktirde kasıktan girilerek uygulanan Endovasküler (kapalı yöntemle) tamir edebebildiğini ve hastaların bu yöntemle hayatlarının  kurtulduğunu belirtiyor.

''Bu taramalar da çoğunlukla prostata yönelik batın  taramalardır. Erken teşhis , aort anevrizmasında hayat kurtaran ve gerçekleştirilmesi oldukça kolay bir yoldur. Özellikle  65 yaş üstü, sigara içen ve ailesinde ya da kendisinde kalp damar rahatsızlığı olan  erkeklerin yılda bir kez  karın bölgesi ultrason kontrolü yaptırmaları tavsiye edilmektedir.Aynı şekilde ailede bilinen aort anevrizma öyküsü bulunan kişilerin torakal aort anevrimasının saptanması için gögüs MR veya HRCT(düşük doz radyasyonlu gögüs bigisayarlı tomografi ) çektirmelerini önerilmektedir.''

YILDA BİR KEZ  KARIN BÖLGESİ ULTRASON KONTROLÜ YAPTIRMALARI AORT ANEVRİZMASINDA HAYAT KURTARIR

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ve Memorial Şişli Hastanesi  Girişimsel Radyoloji Bölüm Başkanı, Prof.Dr. Füruzan Numan, Aort anevrizmasının ; vücudun karın ve göğüs bölgelerine denk gelen aort damarındaki balonlaşma olduğunu söylüyor.

 
 


''Çoğu zaman çok belirgin belirti vermemekle birlikte eşlik eden karın - sırt ağrıları ve kalp atımındaki ritmik hareketlenme ile karın bölgesinde ele gelebilen kitle olarak belirti verebilir. Hem Türkiye’de hem de dünyada aort anevrizması belirti vermemesi ve de anevrizma kesesinin yırtılması ya da patlamasını takiben hastaların ölüm oranı yüksek bir hastalık olması sebebiyle bilinirliği oldukça düşüktür. Tarama çalışmalarına göre 65 yaş üstü her 100 erkekten 2-13 ünde ve her 100 kadından yaklaşık 6’sında anevrizma tespit edilmektedir.''

ENDOVASKÜLER TAMİR, HASTALIĞIN TEDAVİSİNDE ÖNEMLİ BİR AŞAMA

''Eğer hekim teşhis ve muayeneden sonra endovasküler yöntemle tedavi tavsiyesinde bulunduysa tedavi için girişim hazırlıkları her ameliyat öncesi gibi yapılı ancak kapalı işlemlerde kullanılacak  endogreftstentin çap ve uzunluğu 3D (üç boyutlu) işlemlerden hesaplanarak kasık bölgesindeki  damardan girişim yapılır. Anevrizmanın  bulunduğu bölgeye göre seçilen endogreftstent görüntüleme DSA (Digital Anjiyo )eşliğinde ilerletilip yerleştirir. Bu işlem sonucunda kan akışı artık yapay damarın (endogreftstent) içerisinden geçerek anevrizma içi kan dolumunu engelliyerek dolaşım sistemi ile bağlantısı kesilerek  anevrizmanın küçülmesi hedeflenmektedir.''

AMELİYATTA ÖLÜM ORANININ,  AÇIK CERRAHİ UYGULANAN HASTALARIN ÜÇTE BİRİ ORANINDA

''Endovasküler Aort Anevrizma tedavisi elektif  koşullarda, basitçe hastanın aort damarı patlamadan yada yırtılmadan  başvurmaları durumunda  hastalarda  anevrizmaya bağlı  ölüm oranı çok düşüktür. Bu oran anevrizma  dışı mevcut rahatsızlıklar; KOAH gibi akciğer hastalıkları,kronik böbrek yetmezliği ve ender görülen vaskülitlerin eşlik etmesi halinde ise farklılık göstermektedir. Kısaca Endovasküler yöntem hem hasta için hem de biz hekimler için büyük rahatlık yaratmıştır.''

HER  HASTA İÇİN UYGUN OLMAYABİLİR

''EVAR (endovasküler tedavide) kan kullanımı ve enfeksiyon oranları açık cerrahi yöntemle karşılaştırıldığında yok denecek kadar azdır. Tabii ki  bu yöntemde her  aort anevrizma hastası için uygun olmayabilir. Bu durumlarda hastalar sadece klasik yöntem veya hibrid (klasik artı endovasküler)  yöntemlerle tedavi yapılmalıdırlar.’’Hibrid tedaviler  gögüs bölgesindeki aort anevrizması ve özellikle ölüm oranı çok  yüksek olan diseksiyonlarında (aort yırtılmalarında) kullanımaktadır. Tüm endovasküler işlemler kapsamlı ve donanımlı ekipler tarafından yapılmakta olup Hibrid tedavilerin bir kısmı açık cerrahi işlemi takibe ameliyathanede  yapılmaktadır.Sonuçlar ise gerçekten yüz güldürüdür.''

SİNSİ SEYREDER VE ÇOĞUNLUKLA BELİRTİ VERMEZ

Marmara Üniversitesi, Pendik Eğitim Araştırma Hastanesi, Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Selim İsbir,  Aort Anevrizmasının hayatı tehdit eden çok ciddi bir hastalık olduğunu vurguluyor.

''Aort damarı kalbimizden çıkan ve vücudumuza kan götüren ana damardır. Aort kalbimizden çıktıktan sonra önce göğüs boşluğunda, sonrasında ise karın boşluğunda seyreden vücudumuzdaki ana damardır. Gögüs boşluğunda ki aort çap genişlemelerinin normalin iki katı ve üstü çapa çıkmasına “Torakal Aort Anevrizması” denir. Karın boşluğu içerisinde aort damarının genişlemesi ise  “ Abdominal Aort Anevrizması” adını alır. Anevrizma tanısı konulan hastanın müdahalesi senelik büyüme çapına, olası ani büyüme ve /veya yırtılma belirtisine göre planlanır.

Sigara içen, 60 yaş üstü, hipertansiyonu olan erkeklerde daha sık görülmektedir. Görülme sıklığı 50 yaş üstünde her bir milyon nüfus için 25’tir. Ülkemizdeki nüfus yapısı dikkate alındığında yılda yaklaşık 3-4 bin civarında yeni hasta görülme riski mevcuttur. Tanı sıklıkla başka bir sebeple yapılan tetkikler sırasında şans eseri konulmaktadır. Ülkemiz için tespit edilmiş bir kesin bir rakam yoktur ancak, Amerika Birleşik Devletlerinde ölüm nedenleri arasında onuncu sırada yer almaktadır.’’

HASTA AÇISINDAN BÜYÜK RAHATLIK SAĞLAMIŞTIR

Prof.Dr. İsbir, endovasküler tamir sayesinde hastaların artık  1-2 gün içerisinde hastaneden  taburcu olduğunu belirtiyor. ‘‘Aort anevrizmasının vücudun hangi bölgesinde bağlı olaraktan tedavi yöntemi farklılıklar göstermektedir.  Anevrizma gögüs veya karın bölgesinde ise klasik cerrahi yöntemlerde  büyük kesilerle bölge açılarak hastalıklı aort çıkarılıp yerine suni bir damar dikilirdi. Günümüzde ise artık bu yöntem yerini  uygun hastalarda kasık bölgesinden yapılan endovasküler tamire bırakmış ve  hasta açısından büyük rahatlık sağlamıştır. Klasik açık cerrahi ile yapılan ameliyatlarda hastalar 1-2 gün süre ile yoğun bakım ünitesinde ve sonrasında değişen şartlara bağlı olarak 5-7 gün süre ile hastanede kalırlardı. Açık cerrahide, kanama dolayısıyla kan kullanımı, enfeksiyon oranları oldukça yüksekti. Ayrıca hastaların normal hayatlarına dönmeleri her şey yolunda giderse 1, 1 buçuk aylık bir süreci içermekte idi.''

AORT ANEVRİZMASI TEDAVİSİNDE YENİLİKLER 'ENDOVASKÜLER CERRAHİ SEMPOZYUMU’NDA ELE ALINDI

Kalp Damar Cerrahı, Girişimsel Radyolog, Girişimsel Kardiyologların katıldığı ''Endovasküler Cerrahi Sempozyumu’’ İstanbul’da düzenlendi. Sempozyum’da , farklı ülkelerden  ve Türkiye’den  katılan 153 uzman dünyanın en gelişmiş tıbbi prosedür eğitim merkezlerinden biri  olan Medtronic İnovasyon Merkezi’nde  hayatı tehdit eden  hastalıklardan biri olan aort anevrizma tedavisi ile ilgili, teorik ve simülatörlerle  de desteklenen pratik bilgiler aldı.

Konularında yetkin Prof.Dr. Füruzan Numan ve Prof.Dr. Selim İsbir, açık cerrahi şansı olmayan veya yüksek ölüm oranı bulunan hastalarda uygulanabilir teknik üzerinde çalışmalarını aktardı.

 

3.10.2017
Zeynep Çetinkaya

 

Copyright © populersaglikdergisi.com