Anasayfa
Hakkımızda
Yayın Kurulu
Arşiv
Künye
İletişim
Ayın Konusu
Kongre Takvimi
Kitap Köşesi
Sağlık & Tıp Dernekleri
 
 
 
 
 
GÜNCEL-Gastroenteroloji 
 

KARACİĞER İÇİN Bİ KAHVE!

Günde 3 Fincan Kahve Tüketiminin Karaciğer Üzerine Olumlu Etkileri Var!

Kahve dünyada en çok tüketilen içeceklerin başında gelmektedir.  100 milyonun üzerinde Amerikan Vatandaşı günde ortalama 3.1 fincan kahve tüketmektedir.  Bu popüler içecek,  başlıca kafein, kolorojenik asid, kafestol ve kahweol’dan oluşan kompleks bir karışımdır. Yüzden fazla bileşeni vardır. Bunların önemli kısmının pişirme esnasında etkinliği yok olmakta veya azalmaktadır.

Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Halil Bahçecioğlu,günde 3 fincan kahve tüketiminin karaciğer üzerine olumlu etkileri olduğunu ve bu konuda çok sayıda çalışmanın olduğunu belirtiyor.

 

''Günde 3 fincan ve üzeri kahve tüketimi karaciğer fibroz ve sirozu, karaciğer kanseri, yağlı karaciğer hastalığı gelişme riskini azaltıyor!''

Avrupa, Asya ve kuzey Amerika’da yapılan çalışmalarda kahve ve kafein tüketimiyle gama glutamiltransferaz enzim düzeyleri arasında ters ilişki saptanmıştır.  Bu etki ağır alkol alımı olanlarda ise bu daha belirgindir.  Birçok çalışmanın sonucunda kahvenin hepatosellüler karsinoma (HCC) riskini azalttığı gösterilmiştir.  Kahvenin bu etkisi hem bilinen bir karaciğer hastalığı olan ve olmayan bireylerde de gösterilmiştir.  Kahve içenlerde içmeyenlere göre yaklaşık % 40 oranında HCC riskini azaldığı saptanmıştır.  Kahvenin anti-kanserojenik özelliği içerdiği kahweol ve kafestole bağlıdır.

Filtre edilmiş kahve tüketimi kronik hepatit C’ li hastalarında karaciğer hasarının şiddetini azalttığı gösterilmiştir.  Regüler kahvedeki kafeinin kronik karaciğer hastalığında koruyucu rol oynadığı öne sürülmüştür. Muhtemelen bu etki kafeinin metabolizması sonucu ortaya çıkan aktif metabolitlere bağlıdır.   

''Toplum bazlı bir çalışmada kahve tüketimiyle yağlı karaciğer hastalığı gelişimi arasında bağımsız ters ilişki olduğu saptamıştır''

 Yağlı karaciğer hastalığı olan hastalarda kahve ile birlikte kafein alımının, kahve dışı kafein alımına göre yağlı karaciğer hastalarında karaciğer hasarını azaltmada daha etkili olduğu saptanmıştır. Kahvenin olumlu etkileri yalnızca bir birleşiğe bağlı olmayabilir.  Birçok birleşiğin sinerjistik etkisine de bağlı olabilir.  Birçok deneysel çalışmada kahve ve komponentleri antioksidant özellikleri ile oksidatif DNA hasarını önleyerek, doku hasarına karşı koruyucu etkili bulunmuştur.  Deney hayvanlarında yapılan ve kahvede yine bol miktarda bulunan polifenol ve melanoidlerinde,  hem sistemik hem de karaciğerde oksidatif stresi önleyerek, inflamatuvar  sitokinlerin konsantrasyonlarını düşürerek yağlanma sonucu oluşan hepatiti iyileştirdiğini saptamışlardır.

 

''Fruktoz yağlı karaciğer hastalığı oluşumunu ve şiddetini tetikleyen bir faktördür''  

Bir çalışmada ise; espresso kahvenin yağlı karaciğer hastalığı üzerine olumlu etkisi olmadığı saptanmıştır. Avrupa’da daha çok espresso tüketilmekteyken Amerika’da daha çok filtre kahve tüketilmektedir. espresso kahvesine sükroz ilave edilmesiyle yağlı karaciğer’de kahvenin yararlı etkilerinin ortadan kalktığı öne sürülmüştür. Sükroz fruktoz ve glukoz içermektedir. 

Fruktoz yağlı karaciğer hastalığı oluşumunu ve şiddetini tetikleyen bir faktördür. Özellikle filtre edilmiş kahvelerle ilgili olarak gerek insanlarda ve gerekse deney hayvanlarında çok sayıda çalışma olmasına karşın, Türk kahvesi ile ilgili yapılmış maalesef çok az sayıda çalışma vardır.  Türk kahvesi hazırlanışı itibariyle diğer kahve çeşitlerinden farklıdır.  Espresso ve skandinav türü kahve gibi filtre edilmemiş kahve grubundandır.

Ne miktar ve ne büyüklükte fincan kahve karaciğer için koruyucudur?

Bu tartışmalı bir konudur.  Kahve fincanlarının standardizasyonu yoktur.  Bu karaciğer koruyucu etkiler için ne kadar çok kahve tüketilirse o kadar iyi görünmektedir. Çok sayıda epidemiyolojk çalışmaya göre günlük 3 ve daha fazla fincan kahve altta yatan patolojik proçese göre karaciğer hasar şiddetini azaltmaktadır. Çoğunlukla fikir birliği günde orta düzeyde (2-5 fincan kahve) tüketiminin çok daha iyi olduğudur.  Bir analizde karaciğer sirozu riskini yarıya yakın azalttığı tespit edilmiştir. Bu birçok ilaçla karşılaştırıldığında oldukça büyük bir etki olarak görülmektedir.  Örneğin statin tedavisi kardiyovasküler hastalık riskini %25 azaltmaktadır.  Kahve birçok ilaca benzemeyecek şekilde, çok iyi tolere edilir ve mükemmel bir güvenlik profiline sahiptir.

Kahvenin karaciğer üzerine olumlu etkileri varken kalp, dolaşım ve sindirim sisteminin diğer hastalıkları üzerine olumsuz etkileri var mıdır?

Kahvenin karaciğerde olumlu etkilerini amaçlarken bu sistemler üzerine olumsuz etkilerde bulunur muyuz? soruları aklımıza gelmektedir.  Orta düzeyde kahve tüketiminin (günde 2-5 fincan kahvedir)  infarktüs, düzensiz kalp atım hızı ve yüksek kan basıncı riskini artırmadığı saptanmıştır.  Filtre kahvenin kolesterol düzeyini etkilemediği, yalnızca filtre edilmemiş kahvenin kolesterol düzeyini arttırdığına dair bulgu vardır. Sindirim sistemi ile ilgili olarak kahvenin reflüyü arttırdığuna dair bir kanıt yoktur. Bir çalışmada bireylerde dispepsinin %38 nin nedeni kahve sorumlu tutulmuştur.  Kahve içimi ile dispepsiyi ilişkilendiremeyen çalışmalarda vardır.  Kahve içerdiği kafein nedeniyle diüretik etkilidir.  Normal günlük sıvı alımı olan bireylerde herhangi bir sıvı açığı ortaya çıkmamaktadır.

Temel ve patofizyolojik çalışmalar göstermektedir ki; kahve karaciğer için iyidir. Özellikle tedavisinde yaşam tarzı dışında etkili bir tedavisi olmayan yağlı karaciğer hastalığını önlemede ve karaciğerde oluşmuş hasarı azalmakta kahve iyi bir seçenektir.

21.8.2017

 

Copyright © populersaglikdergisi.com